Androloji Nedir?
Androloji, erkek üreme sistemi ve cinsel sağlığıyla ilgili hastalıkların tanı ve tedavisiyle ilgilenen tıp dalıdır. Bu uzmanlık alanı; erkek kısırlığı, sertleşme sorunları, testosteron eksikliği ve prostat hastalıkları gibi konuları kapsar. Androloji, ürolojinin alt dalı olarak kabul edilir ve genellikle sperm analizi, hormon testleri ve fiziksel muayene ile tanı koyar.
Tedavide ilaç, cerrahi yöntemler veya yardımcı üreme teknikleri kullanılabilir. Androloji, hem erkek sağlığını hem de çiftlerin çocuk sahibi olma şansını doğrudan etkileyen önemli bir alandır. Özellikle kısırlık araştırmalarında androloji temel role sahiptir.
Androloji Hangi Hastalıklara Bakar?
Androlojinin ilgi alanı pratikte üç ana başlık etrafında toplanır: üreme, cinsel işlev ve hormon-metakbolizma. Üreme başlığında sperm üretim ve iletim bozuklukları (oligo/azoospermi, varikosel, ejakülasyon tıkanıklıkları), testis gelişim ve inme kusurları, sperm DNA bütünlüğü sorunları ele alınır. Cinsel işlev tarafında sertleşme problemi, erken/geç boşalma, libido kaybı ve Peyronie hastalığı öne çıkar.
Hormon ve metabolizma ekseninde testosteron düşüklüğü, hipogonadizm, prolaktin yüksekliği ve metabolik sendromun cinsel–üreme sağlığına etkileri değerlendirilir. Androloji, ayrıca prostat–mesane alanındaki bazı fonksiyonel şikâyetlerin erkek cinselliği ve fertiliteyle kesişen yönlerini de dikkate alır.
Üroloji ve Androloji Arasındaki Fark Nedir?
Üroloji, böbrekler, üreter, mesane, prostat ve dış genital sistemin tüm cerrahi–medikal hastalıklarını kapsayan geniş bir çatı daldır. Androloji ise bu çatının içinde, erkek üreme–cinsel sağlığına odaklanır ve çoğu zaman daha ayrıntılı test, tedavi ve danışmanlık protokolleri uygular.
Örneğin üroloji, böbrek taşından mesane tümörlerine kadar geniş bir yelpazeyi yönetirken; androloji sperm üretimi, hormon dengesi ve cinsel fonksiyona odaklanır. Klinik pratikte iki disiplin birlikte çalışır: Androlojik bir hastada cerrahi gereken durumlar (ör. varikosel, mikroskobik sperm çıkarımı) ürolojik uzmanlık donanımıyla ele alınır; endokrin, psikiyatri ve üreme tıbbı destekleri ise süreci tamamlar.
Hangi Durumlarda Tercih Edilir?
Uzun süredir devam eden sertleşme sorunu, çocuk sahibi olma güçlüğü, libido düşüklüğü, tekrarlayan düşüklerle sonuçlanan gebelikler, ağrılı ya da şekil bozukluğu eşlik eden ereksiyonlar, testis–epididim ağrıları, ergenlikte gecikme, erişkinde sebebi açıklanamayan kas–enerji kaybı, sabah ereksiyonlarında belirgin azalma gibi ipuçları androloji başvurusunu anlamlı kılar.
Aynı şekilde kemoterapi, radyoterapi veya ağır sistemik hastalıklar sonrası ortaya çıkan fertilite/cinsellik problemleri için androlojik değerlendirme önerilir. Amaç, biyolojik nedenleri aydınlatmak ve gerekirse yaşam tarzı–psikoseksüel destekle kombine, çok bileşenli bir tedavi planı oluşturmaktır.
Erkek Kısırlığı (İnfertilite) ve Androlojik Yaklaşımlar
Erkek faktörü, çiftlerin çocuk sahibi olma güçlüğünde tek başına ya da birlikte önemli paya sahiptir. Androloji, öncelikle semen analiziyle başlayıp, gerektiğinde hormon profili (testosteron, LH, FSH, prolaktin), genetik değerlendirme (Y-kromozom mikrodelesyonları, CFTR mutasyonları gibi), skrotal Doppler ultrason ve enfeksiyon taramalarıyla derinleşen bir protokol izler. Varikosel saptanan uygun olgularda mikroskobik cerrahi, ejakülatta sperm bulunmayanlarda TESE/TESA ile sperm elde edilmesi, tıkanıklığa bağlı olgularda rekonstrüktif girişimler seçenekler arasındadır.
Sperm DNA parçalanma oranının yüksek olduğu veya antioksidan savunmanın zayıfladığı durumlarda yaşam tarzı düzenlemeleri, antioksidan destekler ve kişiye özgü tedaviler gündeme gelir. Tüm bu adımların hedefi, doğal gebelik şansını artırmak veya yardımcı üreme tekniklerine (IUI, IVF/ICSI) daha iyi biyolojik zemin hazırlamaktır.
Sertleşme Problemleri ve Androlojik Tedavi Yöntemleri
Sertleşme bozukluğu (erektil disfonksiyon), kalp-damar hastalıkları, diyabet, hipertansiyon, obezite, uyku apnesi, sigara–alkol kullanımı ve bazı ilaçlarla yakından ilişkilidir. Androloji yaklaşımı, yalnızca “hap yazmak” değildir; damar sağlığının iyileştirilmesi, hormon dengesinin düzenlenmesi, psikoseksüel danışmanlık ve rehabilitasyon protokollerinin bir arada yürütülmesini içerir. Birinci basamakta yaşam tarzı değişiklikleri ve PDE5 inhibitörleri (uygun hastalarda) değerlendirilir. Yetersiz yanıtta enjeksiyon tedavileri, vakum cihazları ve seçilmiş olgularda penil protezler gündeme gelir.
Peyronie hastalığı eşlik ediyorsa, plaka tedavileri ve eğrilik cerrahileri planlanabilir. Tedavi seçimi, hastanın beklentisi, tıbbi geçmişi ve eşlik eden risk faktörleriyle birlikte, şeffaf bir risk–fayda hesabına dayandırılır.
Testosteron Düşüklüğü Androlojik Bir Sorun mudur?
Testosteron, erkek sağlığının yalnızca cinsellik boyutunu değil; kas–kemik kütlesi, yağ dağılımı, enerji, ruh hali ve bilişsel işlevleri de etkiler. Düşük testosteron (hipogonadizm) belirtileri özgül değildir: halsizlik, motivasyon kaybı, libido azalması, sabah ereksiyonlarında azalma, kas kaybı ve yağlanma gibi işaretler başka durumlarla da karışabilir.
Bu yüzden androloji değerlendirmesi, yalnızca tek bir hormon değerine bakıp karar vermek yerine, sabah saatlerinde tekrarlı ölçümler, SHBG ve serbest testosteron hesaplamaları, hipofiz–tiroid ekseniyle ilgili parametreler ve klinik tabloyu birlikte ele alır. Uygun hastalarda testosteron tedavisi düşünülse bile, kardiyovasküler riskler, prostatla ilgili durumlar ve doğurganlık hedefleri mutlaka dikkate alınır; zira dışarıdan testosteron, sperm üretimini baskılayabilir.
Androloji Muayenesi Nasıl Yapılır?
Androlojik muayene, ayrıntılı öykü alma ile başlar: şikâyetin başlangıcı, süresi, şiddeti, gündelik yaşama etkisi, eşlik eden hastalıklar, ilaç/ek gıda kullanımı ve psikososyal faktörler not edilir. Ardından genel fizik muayene ve genital muayene yapılır; testis hacmi, epididim–vas deferens bütünlüğü, varikosel bulguları ve penil yapı değerlendirilir.
Laboratuvar aşamasında gerekirse hormon profili, metabolik parametreler, semen analizi ve enfeksiyon taramaları planlanır. Görüntülemede skrotal Doppler, penil doppler ve nadiren MR/BT gibi seçenekler gündeme gelebilir. Muayenenin temel ilkesi mahremiyet ve saygıdır; hasta onamı ve rahatlığı her basamakta önceliklidir.
Androloğa Gitmeden Önce Nelere Dikkat Edilmeli?
- Randevudan önce kullandığınız ilaçlar, takviyeler ve kronik hastalıklarınızın listesini hazırlayın; özellikle antidepresanlar, finasterid, anabolizanlar ve nitrattan bahsedin.
- Sigara–alkol tüketimi, uyku düzeni, fiziksel aktivite ve beslenme alışkanlıklarıyla ilgili kısa bir günlük çıkarın; bu bilgiler tedavi planını etkileyebilir.
- Sperm testi planlanıyorsa, hekim önerisine göre 2–7 gün cinsel perhiz uygulayın; örnek vereceğiniz gün ağır egzersizden kaçının.
- Daha önce yapılmış tetkik–ameliyat raporları, görüntüleme CD’leri ve varsa yardımcı üreme tedavisi çıktılarınızı yanınızda getirin.
- Eşlik eden psikolojik zorluklar (anksiyete, performans kaygısı, ilişki gerilimi) varsa, bunu paylaşmaktan çekinmeyin; tedavinin önemli bir parçası psikososyal destektir.
Sık Sorulan Sorular
Androloji doktoru hangi testleri yapar?
- Semen analizi (gerekirse ileri testlerle birlikte: DNA parçalanma, vitalite, MAR vb.).
- Hormon profili (testosteron, LH, FSH, prolaktin, SHBG ve klinik gerekçe doğrultusunda tiroid–kortizol).
- Skrotal ve penil Doppler ultrason, gerektiğinde dinamik/provokasyon çalışmaları.
- Enfeksiyon taramaları, prostat sekresyon incelemeleri ve semen kültürü.
- Genetik değerlendirmeler (Y-kromozom mikrodelesyonu, karyotip, seçilmiş olgularda CFTR).
- Sertleşme bozukluğunda vasküler–nörojenik ayrımı için fonksiyonel testler.
Androlojiye hangi şikayetlerle gidilir?
Androlojiye en sık başvuru nedenleri; çocuk sahibi olamama, sertleşme sorunu, erken boşalma, libido kaybı, peniste eğrilik ve ağrı, testis–epididim ağrıları, ergenlik ve androjen eksikliği şüpheleri, tekrarlayan düşükler bağlamında erkek faktörü sorgulaması, kemoterapi–radyoterapi sonrası üreme planlaması ve bazı prostat–mesane yakınmalarının cinsellik/fertilite ile ilişkili boyutlarıdır. Bu belirtiler tek başına teşhis koydurmaz; ancak bir araya geldiklerinde, kök nedenin hızlıca aydınlatılması ve uygun tedaviye geçilmesi için sağlam gerekçe oluştururlar.
Androloji kısırlık tedavisi yapar mı?
Evet. Androloji, kısırlık değerlendirmesinin erkek tarafını yürütür; yaşam tarzı düzenlemelerinden ilaç ve mikrocerrahi girişimlere, sperm elde etme yöntemlerinden yardımcı üreme teknikleri için optimizasyona kadar çok geniş bir çerçevede çözüm üretir. Başarı, yalnızca sperm sayısını artırmakla sınırlı değildir; sperm kalitesi, DNA bütünlüğü, ejakülasyon mekanikleri ve eş zamanlı kadın faktörüyle koordinasyon da sonuçları belirler. Bu nedenle androloji–kadın doğum–embriyoloji ekiplerinin ortak çalışması, tedavi verimini yükseltir.
Sperm testi ne kadar sürer?
Semen örneğinin verilmesi kişiye göre değişmekle birlikte kısa sürede tamamlanır; laboratuvar incelemesi ise hazırlık ve ölçüm aşamalarıyla birlikte belirli bir zaman alır. Eğer ileri analizler (DNA parçalanma, kültür, akrozom reaksiyonu gibi) planlanmışsa, raporlama süresi uzayabilir. İlk sonucun sınırda çıktığı durumlarda belirli aralıkla ikinci testin istenmesi, biyolojik değişkenlik nedeniyle yaygın bir uygulamadır; böylece daha güvenilir bir ortalama elde edilir.
Sertleşme sorunu için hangi bölüme gidilmeli?
İlk başvuru genellikle üroloji–androloji kliniğine yapılır. Burada kardiyometabolik riskler, hormon dengesi ve psikolojik etkenler birlikte değerlendirilir. Gerektiğinde kardiyoloji, endokrinoloji ve psikiyatri desteği alınır. Tedavi; yaşam tarzı değişiklikleri, ilaçlar, cihazlar ve seçilmiş olgularda cerrahi seçeneklerin dengeli bir kombinasyonunu içerir. Amaç, yalnızca ereksiyonu sağlamak değil; güvenli, sürdürülebilir ve çift dinamiğini gözeten bir çözüm üretmektir.
Androloji muayenesi utandırıcı mı olur?
Muayene profesyonel, saygılı ve mahremiyete duyarlı bir ortamda yürütülür. Sorular, yalnızca tıbbi gereklilik sınırları içinde ve açık bir dille sorulur; onam olmadan hiçbir işlem yapılmaz. İsteyen hastalar, muayenede eşi/partneriyle bulunmayı tercih edebilir. Hekimin amacı yargılamak değil, sorunu anlamak ve çözmektir. Pek çok hasta, ilk randevudan sonra kaygısının belirgin biçimde azaldığını ifade eder; çünkü belirsizlik yerini net bir plana bırakır.

